fbpx
aba-yayın-gebelikte-dogum-yontemleri

Gebelikte Doğum Yöntemleri

Gebelikle beraber kadınlar vücutlarında birçok farklılık gözlemler. Bu farklılıkların yanı sıra çoğu kadın için doğum yöntemleri arasından hangisinin gerçekleşeceği de oldukça önemlidir. Öncelikle hamileliğe adım atılan ilk günlerde kadın vücudunda bazı belirtiler meydana gelmektedir. Bu belirtilerin başında adet gününün beklenen zamanda gerçekleşmemesi ve uzamasıdır. Adet görmemenin yanında göğüslerde hassasiyet ve şişkinlikte oluşmaya başlar. Aynı zamanda meme uçları büyümeye başlar ve uç kısımlarındaki renklerde git gide koyulaşır.

Hamilelik boyunca gözlemlenen bir diğer durum ise sık sık idrara çıkılmasıdır. Bunun sebepleri arasında karın bölgesi büyüdükçe bağırsakların sıkışması ve bununda kişide sık sık idrara çıkma hissi uyandırmasıdır. Doğum yöntemleri daha gebeliğin ilk haftasından itibaren anne adayları açısından oldukça önemli bir husustur. Yine bu 9 aylık evrede en çok karşılaşılan bir diğer nokta ise vajinada gerçekleşen akıntının yoğun bir şekilde kendini göstermesidir. Ancak bu korkulacak bir durum değildir. Aksine bebeğin anne karnında ki sağlığı açısından son derece önemlidir.

Anne adaylarının özellikle hamileliğin ilk 3-4 ayında en çok zorlandığı konuların başında mide bulantısı gelmektedir. Bu olayı gebeliklerde çok sık karşılaşılmasa da bazı kişilerde 8-9 aya kadar da sürmektedir. Bulantılar genellikle ilk aylarda olur ve kusma ile sonuçlanır. Bu durumda anneyi oldukça olumsuz anlamda etkilemektedir. Ayrıca hamileliğin yine ilk aylarında annede uyku hali, uyuma isteği ve yorgunlukta sıkça karşılaşılan durumlardandır.

Hamilelikte Doğum Yöntemleri Nelerdir?

Doğum yöntemleri hamileliğin öğrenildiği ilk dakikadan itibaren anne adaylarının merak ettiği konulardandır. Gebe olduğunu düşünen birisinin yapacağı ilk şey tahlil yaptırarak doğruluğunu saptamasıdır. İdrarda saptanan gebelik hormonlarının bulunması gebeliğin ispatıdır. Gebelik testi beklenen adet gününün gerçekleşmemesinin üzerinden 10 gün geçtikten sonra yapılmalıdır. Çünkü yapılan bu test daha kesin sonuçlar verecektir.  Ancak günümüzde teknolojinin ve sağlık alanının gelişmesiyle beraber erken tanı koyma imkanı sağlayan kan testleri de bulunmaktadır.

Hamileliğin ilk 12 haftası boyunca bebek embriyo olarak adlandırılır. Bu haftalarda embriyonun anne vücuduna olan gereksinimi en üst seviyededir. Bu süreçte bebeğin organları gelişmeye başlamıştır. Sonraki aşamalarda embriyo artık fetus adını almakta ve gelişimini öyle tamamlamaktadır. Anne rahmindeki yerini alan bebeğin etrafında içi koruyucu sıvıyla dolu bir kese oluşur. Bu sıvıya amniyon sıvısı adı verilir ve fetusu dışarıdan gelebilecek her türlü darbeye karşı korur. Yine her dönemde olduğu gibi bu dönemde de doğum yöntemleri anne adaylarının gündeminde yer almaktadır.

Gebeliğin anne rahmine tutunduğu 12. ve 13. haftalarda bebeğin eşi olan plasenta da oluşmaya başlamıştır. Oluşan bu plasentadan bebeğe bakan yüzünde kordon oluşur. Plasenta anne ile bebeği arasında köprü görevi üstlenerek anneden bebeğe geçecek olan her türlü gerekliliği aktarma görevi bulunmaktadır. Anneden bebeğe oksijenin aktarılması, besleyici özelliği olan her türlü vitamin ve minerallerin bebeğe geçmesi plasentanın görevleri arasında yer almaktadır.

Anneden bebeğe geçen olumlu etkilerin yanında olumsuz alışkanlıklarda geçebilmektedir. Bunların başında annenin kullandığı alkol, sigara gibi zararlı maddelerde olmaktadır. Gebelik boyunca anne adayları bu tür zararlı maddelerden uzak durması bebeğin gelişimi için önemlidir. Yine bu aşamada kullanılan bazı ilaçların varlığı da bebeği olumsuz anlamda etkilemektedir. Özellikle doktorun tavsiyesi dışında kullanılan ilaçlar bebeğin gelişimini zarara uğratmaktadır. Son olarak ifade etmek gerekirse bu süreçleri sıkıntı yaşamadan geçiren her bir anne adayı için doğum yöntemleri normal doğum ve sezaryen doğum olmak üzere iki seçeneği bulunmaktadır.

Gebelik Sürecinde Sağlık Kontrolleri ve Gebelik Bakımı

Gebelik boyunca yapılacak her bir sağlık kontrolü hem anne hem de bebeği açısından oldukça önemlidir. Anne adaylarının sağlık kontrollerinden geçerek kendilerini gün geçtikçe doğuma da hazır hissettirmektedir. Sağlık kontrolleri arasında bebeğin gelişiminin izlenmesi, annenin ve bebeğinin karşılaşabileceği risklere karşı korunması amaçlanmaktadır. Ayrıca kontroller sırasında karşılaşılacak her türlü soruna karşı erken tanı imkanının bulunması da bu kontrolleri daha önemli kılmaktadır.

Doğum yöntemleri belirlemenin ilk ayağını anne adaylarının sağlıklı bir şekilde beslenmesi oluşturmaktadır. Hamilelik boyunca anne adaylarının sağlıklı ve bilinçli beslenmesi, varsa anne adayında kansızlığın önlenmesi için gereken tedbirlerin alınması süreci olumluya çevirecektir. Ayrıca anne ve bebeği arasında varsa kan uyuşmazlığının saptanması ve sorunun giderilmesi de sağlıklı bir gebeliğin olmasını sağlamaktadır. Yine annenin hamilelik sürecinde olması gereken aşılarında zamanında ve doğru bir şekilde uygulanması da bebeğin sağlığı açısından önem arz etmektedir.

Bebek için başta anne olmak üzere çevresindeki herkesin hijyene dikkat etmesi gerekmektedir. Bebek daha doğmadan hayata gözlerini açacağı ortam neresi olursa olsun temizliği konusunda titiz davranılmalıdır. Öncelikle anne adayı dengeli beslenmelidir. Bu dengeli beslenme içerisinde protein ve vitaminler bakımından zengin olan besinler bulundurulmalıdır. Fakat anne adayı gündelik etkinliklerini yerine getirmeli ve kendini yoracak uğraşlardan uzak durmalıdır.

Doğum yöntemleri için bir diğer önemli olan husussa anne adayının gebelik boyunca uyku düzenini kontrol altına almasıdır. Çünkü gebelikte en çok dinlenilen evre uyku evresidir. Özellikle hamilelik boyunca doğuma yardımcı olacak kasları aktifleştirecek egzersizler yapılmalıdır. Her gün en az yarım saat yürüyüş yapmakta doğumu kolaylaştıracaktır. Doktorun tavsiye ettiği ilaçların dışında hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Son olarak hamilelik boyunca doktor kontrollerine aksatmadan devam edilmelidir.

Normal Doğum Yöntemi

Planladığı bir şekilde hamile olan ve gebeliği boyunca doktor kontrolü altında olan anne adayları için endişelenmek son derece yanlıştır. Çünkü planlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülen hamilelikte her şey yolundadır demektir. Doğum yöntemleri denince akla ilk gelen normal doğumdur. Doğum genellikle doğum sancıları ile başlamaktadır. Doğum sancıları rahimde istemsizce gerçekleşen kasılmalar olarak nitelendirmektedir. Doğuma hazır olan anne için normal doğum hem kendisi hem de bebeği açısından en sağlıklı yöntemdir. Tıbbi bir sorun olmadığı müddetçe en sağlıklı yöntem olarak bilinmektedir.

Doğumun gerçekleşeceği gün yaklaştıkça bebek baş aşağı bir şekilde anne rahminde pozisyonunu alır. Doğum eylemi hayata geçtiğinde bebek genişleyen vajinadan ilerler. Yaklaşık 12 saat kadar süren doğum sancısı sürecinde bebeğinde içinde bulunduğu keseden sıvı dışarı boşalmaya başlar. Süreç sonunda bebeğin kafası önce daha sonra diğer uzuvları anne vücudundan kendini dışarı itmeye başlar. Doğumdan sonra kordon bağı bebekten ayrılır. Çünkü doğumdan sonra artık bebek nefes almaya başlar ve anne sütü emerek beslenmeye devam eder.

Doğum yöntemleri arasında bulunan normal doğum gerçekleştikten sonra plasentada kasılma sonucunda kendini dışarı atar. Anne bu evrede bir miktar kan kaybedebilir. Bebeğin göbeğinde bulunan bir kısım göbek bağı zamanla kurur ve düşer. Yeni doğmuş bir bebeğin ortalama ağırlığı 2500-3000 arasında değişmektedir. Anne adayının karnı yaklaşık 6 hafta sonra eski haline dönmeye başlar.

Sezaryen Doğum Yöntemi

Normal doğum yönteminden farklı olarak gerçekleşen sezaryen ile doğum, ameliyatla gerçekleştirilmektedir. Kısmen veya tamamen anestezi ile uyutulan annenin karnında açılan kesikle dışarıya çıkarılan doğum sürecidir. Annenin karın bölgesinde ki kesik açılarak bebeğin oradan alınması ile gerçekleşmektedir. Bu yöntem özellikle normal doğumun gerçekleştirilmesi imkansız olan durumlarda kullanılmaktadır.

Doğum yöntemleri arasında bulunan sezaryen ile doğum hem anne hem de bebek için tehlikenin söz konusu olduğu durumlarda müracaat edilen bir yöntemdir. Bu tehlikeli hallerin başında bebeğin çok iri ve gelişken olması gelmektedir. Ayrıca annenin doğum kanallarının dar olması da normal doğumu engelleyen başlıklar arasında yer almaktadır. yine doğun kanalına geçmeden önce bebeğin pozisyonunu değiştirmesi de sezaryenle doğuma anne adayını mecbur bırakmaktadır. Bebek özellikle yatay konumdaysa normal doğum şansı ortadan kalkmaktadır.

Sezaryen doğuma gitmeyi gerekli kılan bir diğer durum ise doğum sancılarının yeteri boyutta olmamasıdır. Doğun sancılarının yetersiz olması ıkınmayı engellemekte ve bu da bebeğin dışarıya çıkma çabasının önüne geçmektedir. Ayrıca plasentanın bebeğin önünde olması da normal doğumu engelleyen problemlerdendir. Çünkü plasenta rahime daha yakınsa bebeğin çıkışını engelleyecektir.

Sezaryen şeklinde gerçekleştirilen doğum, doğum yöntemleri alternatiflerindendir. Sağlık problemleri yaşanmadığı halde sezaryen ile doğum yapmayı istemek verilecek en kötü kararlardan birisidir. Özellikle anne adayları normal doğumdaki ağrıları çekmemek için bu yönteme başvurabilmektedir. Bu seçim oldukça yanlıştır. Çünkü normal doğum ile dünyaya gelmeyen bebeklerde mikroplara yakalanma olasılığı daha yüksek olmaktadır.

Normal doğum sırasında anne karnındaki kanallardan geçerek dünyaya gelen bebeklerde mikroplara karşı antikor oluşumu doğal yollarla sağlanmaktadır. Doğar doğmaz antikor sağlayamayan bebekler tüm mikroplara açık bir vaziyette hayata gözlerini açmaktadır. Özellikle üst solunum yollarında sıkıntılar oluşmaktadır. Sonuç olarak doğum yöntemleri içerisinde tercih edilmesi gereken doğum yöntemi ilk olarak normal doğum olmalıdır. Eğer ki sağlık sorunları buna müsaade etmiyorsa sezaryen ile doğuma gidilmelidir. Bu durum annenin seçimine bırakılmamalıdır.

Doğum Yöntemleri Neden Önemli?

Bazı durumlarda bebeğin sağlıklı doğması için normal doğum tercih edilmemektedir. Bebeğin ters bir biçimde geliyor olması, bebeğin karındayken yan bir duruşta bulunması, plasentanın önde olması, bebeğin suyunun çok ciddi düzeyde azalmış olması ve benzer durumlarda normal doğum sakıncalı bir hale gelmektedir. Doğum öncesi gözlemlenen durumlar dışında doğum sırasında yaşanan gelişmeler de sezaryenle doğumu zorunlu kılabilmektedir. Beklenmeyen durumlarla karşılaşıldığında normal doğumdan vazgeçilmesi hem bebeğin hem de annenin sağlığı açısında oldukça önemlidir.

Suda Doğum Yöntemi Nedir?

Gebelikte doğum yöntemleri arasında yer alan normal doğum ve sezaryenle doğum dışında suda doğum yöntemi de önemli sayılmaktadır. Özellikle son dönemlerde sağlık alanında yaşanan gelişmeler, bu yöntemin de gelişmesine vesile olmuştur. Anne adayları da bu yöntemi tercih ederek sağlıklı bir doğum yapmayı istemektedirler.

Bu yöntemde doğum, bir ebe eşliğinde su içerisinde gerçekleşmektedir. Doğumun ilk sürecinin su içerisinde gerçekleşmesi doğum ağrılarını azalttığı gibi annenin de stresini ciddi düzeyde düşürmektedir. Bu yöntem aynı zamanda doğum sonrasında da anne sağlığı için etkili sonuçlar ortaya koymaktadır. Doğum sonrasında idrar kontrolsüzlüğünde faydalı olan bir yöntem olduğu düşünülmektedir. Ancak 2005 yılında yapılan deneysel araştırmalarda suda yöntemin faydasına yönelik somut bir delil bulunamamıştır.

Hamile anneler için doğru yöntemin seçilmesi son derece önemlidir. Hamilelikte doğum yöntemleri hakkında daha detaylı bilgi almak için Editör Ayşen Bulut öncülüğünde hazırlanan aba Yayın tarafından satışa sunulan Öğrenmen ve Öğretmen Adayları İçin Cinsel Sağlık Bilgileri Eğitimi kitabına Google Books’tan ulaşabilirsiniz. Benzer kitaplara erişmek için de aba Yayın resmi internet sitesini takip edebilirsiniz. Güncel konularda hazırlanmış ilgi çekici videolara ulaşmak için Doç. Dr. Gamze Sart’ın YouTube kanalına abone olabilirsiniz. Ayrıca güncel konularda hazırlanmış bilgi verici içeriklere erişmek için de Doç. Dr. Gamze Sart’ın blog sayfasına bir göz atabilirsiniz. 

Paylaş

Bu makaleyi arkadaşlarınla paylaş!

Open chat
Merhaba, Aba Yayın'a hoşgeldiniz. Soru, görüş ve önerileriniz için lütfen bize yazın.
X